Konya’da son dönemde obruk sayısındaki artış, bölgenin iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelesiyle doğrudan ilişkilendiriliyor. Özellikle yaz aylarında yaşanan şiddetli kuraklıklar, yeraltı su seviyelerinin hızla düşmesine ve obrukların daha sık oluşmasına yol açıyor. Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, bölgedeki aşırı tarımsal sulamanın da bu süreci hızlandırdığını vurgulayarak, “Aşırı sulama yeraltı su seviyesinin düşmesine neden oluyor, bu da obrukların ortaya çıkmasında önemli bir faktör” dedi.
Obrukların Temel Sebepleri
Arslan, obruk oluşumunu tetikleyen üç ana faktörü şu şekilde sıralıyor: litoloji (kayaç yapısı), Yüzey kırıkları (Faylar) ve yeraltı su seviyeleri ile suyun kimyasal özellikleri. Özellikle Konya’nın Karapınar bölgesinde obrukların oluşumu, yeraltı suyu hareketleri ve kimyasal etkileşimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Kapalı havzalarda sürekli hareket halinde olan yeraltı suları, zamanla kayaçları çözerek karstik boşluklar oluşturuyor. Bu boşluklar da zamanla çökmelere yol açarak yüzeyde obrukların oluşmasına neden oluyor.
Arslan, bu sürecin sadece yeraltında değil, aynı zamanda yerel tarım ve su kaynakları üzerinde de derin etkiler yarattığını ifade etti. “Yeraltı suyu hareketliliği, suyun kimyasıyla birleştiğinde obrukların oluşumunu tetikliyor ve bu durum yerel tarım faaliyetlerine ciddi zarar veriyor” diye ekledi.

Obrukları Önlemek Mümkün Mü?
Obruk oluşumunu önlemek için devletin ve ilgili kurumların iş birliği içinde çalışması gerektiğini belirten Arslan, tarım politikalarının gözden geçirilmesinin önemine dikkat çekti. “Daha az su tüketen tarım modellerine geçilmeli ve bu yönde teşvikler artırılmalı. Bu adımlar, hem obruk oluşumunu yavaşlatacak hem de su kaynaklarının korunmasında kritik bir rol oynayacaktır,” dedi.
Arslan ayrıca, iklim değişikliğinin obruk oluşumu üzerinde kaçınılmaz bir etkisi olduğunu, ancak kuraklıkla birlikte bilinçsiz tarımsal sulamanın da süreci hızlandırdığını vurguladı. “Yeraltı su seviyesinin aşırı düşmesi, obrukların en önemli tetikleyicilerinden biri,” şeklinde konuştu.
“Obruk Oluşumunda 3 Ana Etken Var”
Konya’da şu ana kadar tespit edilen 640 obruk bulunduğunu belirten Arslan, bu sayıların sadece yüzeyde görülenler olduğunu, yeraltında çökme potansiyeli taşıyan yüzlerce belki de binlerce boşluk daha olabileceğini vurguladı.
Obruklar Nasıl Oluşuyor?
Arslan, obrukların oluşmasındaki temel etkenleri üç ana başlıkta değerlendirirken son dönemdeki artışlarda şu etkenlerin önemine vurgu yaptı:
İklim Değişikliği ve Kuraklık: İklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle yeraltı suyu seviyesinin azalması, obruk oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında yer alıyor.
Yeraltı Suyu Seviyesinin Çekilmesi: Yeraltı su seviyesindeki düşüş, karstik boşlukların büyümesine ve yüzeyde çökme oluşmasına neden oluyor.
Depremler ve Titreşimler: Depremden kaynaklanan titreşimler, tetikleyici etken olarak yer altındaki karstik boşluk üzerinde bulunan örtü tabakasının hassas dengesini bozarak çökme riskini artırıyor.

Depremler Obruk Oluşumunu Nasıl Etkiliyor?
Arslan, geçtiğimiz günlerde yaşanan depremin obruk oluşumu üzerindeki etkisi hakkında “Obruklar yeraltındaki karstik boşluklardan oluşur ve bu boşluklar zamanla büyür ama üzerindeki ortü tabası hala çökmediğinden yüzeyde herhangi bir izi daha yoktur. Depremler de, zaten hassas durumda olan bu yapıları sarsarak örtü tabakasının çökme riskini artırır. Örtü tabakası, yeraltında oluşmuş bu boşlukların üzerinde zar zor dururken, bir de deprem gibi titreşimler sonucu tamamen çöker, karstik boşluk yüzeye çıkar ve obruk oluşur.” Dedi.
Tarımın Obruk Üzerindeki Etkisi
Tarım faaliyetlerinin de obruk oluşumuna bir diğer önemli tetikleyici etken olduğuna vurgu yapan Arslan, ekilen mahsullerin kök salmasıyla oluşan ağırlığın ve sulama ile örtü tabakasının daha da ağırlaşmasının, duraylı halden duraysız hale geçmesine ve çökmesine neden olduğunu ifade etti.
“Yeraltını vakumluyoruz”
Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, obruk oluşumunu etkileyen üç ana faktörden diğeri olan litolojiye dikkat çekti. Başkan Arslan su ile etkileşime girerek eriyebilen kayaç ve toprak yapısının obruk oluşumunda ve coğrafik dağılımında kritik bir rol oynadığını belirtti.
İkinci önemli faktör ise yüzey kırığı faylardır. Bu hatlarda litolojik olarak çözülebilen karbonatlı kayaçlar yoğun olarak görülmekte ve çözülebilmektedir. dedi
Son önemli faktör ise yeraltı su seviyesi ve su kimyası. Yeraltı suları kapalı havzalarda sürekli hareket halindedir. Kurak dönemlerde yeraltı su seviyesi düşerken, yağışlı dönemlerde tekrar yükselir. Bu su seviyesindeki dalgalanmalar, özellikle karbonatlı kayaçların aşınmasına ve erimesine neden olarak obrukların meydana gelmesine sebebiyet verir.
Suyun kimyasal özellikleri de obruk oluşumunu doğrudan etkileyen bir faktördür. Yeraltı suyu, geçtiği kayaçlar ile kimyasal etkileşimlere girer ve bu süreçte suyun kimyası kayaçları çözebilecek hale gelir. Bu kimyasal etkileşimler sonucunda oluşan boşluklar zamanla genişleyerek obruk haline gelir.
Aşırı Tarımsal Sulamanın Etkileri
Konya bölgesi, geniş tarım arazilerine sahip olması nedeniyle özellikle kurak dönemlerde yeraltı suyuna bağımlıdır. Aşırı tarımsal sulama, yeraltı su seviyesinin hızla düşmesine neden olur. Arslan, bu süreçte kullanılan büyük pompaların, suyla birlikte yeraltındaki kum taneleri ve malzemeleri de taşıyabileceğini belirtti. “Yeraltını vakumluyoruz,” diyen Arslan, bu durumun, yeraltındaki malzemelerin yer değiştirmesine ve hiç beklenmeyen alanlarda bile obrukların oluşmasına neden olabileceğini vurguladı.

Konya’da Obruk Sorununa Kalıcı Çözüm Mümkün mü?
Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, yeraltı sularının çekilmesinin ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, mevcut su kaynaklarının korunması gerektiğine vurgu yaptı. Arslan, “Artık yeraltı sularının daha fazla çekilmesine engel olunmalı. Şu an için yeraltı suyu seviyesinin ne kadarını kurtarabilirsek, o kadar kazançtayız” dedi. Arslan, mevcut durumda su kullanımının acilen kontrol altına alınması gerektiğine de dikkat çekti.
Konya Kapalı Havzası’nın kendi içinde 12 farklı alt havza içerdiğini ve bu havzalarda yeraltı suyu seviyelerinin büyük farklılıklar gösterdiğini belirten Arslan, bazı bölgelerde yeraltı suyu seviyesinin 60 metre, bazı bölgelerde ise 150-200 metreye kadar indiğini dile getirdi.
Yeraltı Suyunun Aşırı Kullanımı ve Kaçak Kuyuların Etkisi
Devlet Su İşleri’nin, yeraltı suyu kullanımını kontrol altına almak için belirlediği yıllık tahsis oranına değinen Arslan, “Devlet Su İşleri, Konya Kapalı Havzası için yıllık 2 milyar metreküp suyun yeraltı sularını beslediğini hesaplamış ve buna göre 35 bin kişiye kullanım izni vermiştir” dedi. Ancak bu ruhsatlı kullanımın yanı sıra, kaçak kuyuların sayısının 100 bini aştığına dikkat çeken Arslan, “Kaçak kuyularla yeraltından çekilen su miktarı devletin belirlediği 2 milyar metreküpten çok daha fazladır. Mevcut tahminlere göre kaçak su kullanımı en az 6 milyar metreküp seviyesindedir” ifadelerini kullandı.
Arslan, yeraltı suyu çekiminde kullanılan büyük pompaların yeraltında malzeme taşıma işlemini hızlandırarak, obruk oluşumunu tetiklediğine vurgu yaptı. Arslan, bu aşırı su çekiminin yeraltı su seviyesinin hızla düşmesine neden olduğunu ve son yıllarda bu durumun obruk oluşumlarını ciddi şekilde artırdığını belirtti.
Tarım Politikalarının Rolü
Konya’da özellikle su tüketimi yüksek bitkilerin ekilmesinin, obruk oluşumunda önemli bir faktör olduğunu ifade eden Arslan, 15 yıl önce Konya’da mısır tarımının yaygınlaştırılmasının su kaynakları üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ifade etti. Mısırın su tüketimi çok yüksek bir bitki olduğunu ve bu yüzden Karadeniz gibi yağışlı bölgelerde yetiştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Arslan, Konya’ya mısır ekilmesinin yeraltı su seviyelerini ciddi oranda düşürdüğünü ve telafisi mümkün olmayan hasarlar bıraktığını söyledi.
Arslan, Konya’daki yeraltı su kaynaklarının tükendiğini ve dış havzalardan su getirilmesi planlarının gündemde olduğunu belirtti. Mavi Tünel Projesi gibi projelerle dış havzalardan su getirilmesinin hedeflendiğini ifade eden Arslan, “Kaçak kuyularla çekilen su miktarını göz önünde bulundurursak, mevcut durumda 440 milyon metreküp su getirme planı, sorunu çözmek için yeterli olmayacaktır” şeklinde uyarılarda bulundu.








Yorum bırakın